Hadisler ve Hikayelerle Namaz

14.00

Allah Rasûlû (s.a.v.) şöyle buyurdu:
Birisi benim aldığım gibi abdest alır, sonra kalkar ve öğle namazını kılar. Allah Teâlâ o kişinin sabah namazı ile öğle namazı arasındaki günahlarını bağışlar. İkindi namazını kılınca, ikindi ile öğle arasındaki günahlarını bağışlar. Akşam namazını kıldığında, ikindi ile akşam arasındaki günahlarını bağışlar. Yatsı namazını kıldığında ise akşam ile yatsı arasındaki günahlarını bağışlar.
İşte bunlar kötülükleri gideren iyiliklerdir.

Binbir Gündüz Masalları

49.00

Binbir Gündüz Masalları, birbir içine geçen birçok hikayeden oluşmaktadır. Keşmir hükümdarı Turan Bey’in kızı Ferahnaz’a, erkeklerin vefasız olduğu konusundaki olumsuz görüşlerini değiştirmek için dadısının anlattığı masallardan oluşuyor. Hain ve sadakatsiz olarak gördüğü erkeklere düşman kesilen ve bu yüzden bir türlü evlenmeye razı olmayan Ferahnaz’a dadısı güneş doğunca anlatmaya masalı akşama kadar sürdürür. Amacı anlattığı masallar ile onu erkeklerin vefalı olduğuna inandırmak ve içine düştüğü saplantıdan kurtarmaktır.

Yayına hazırlayıp taktim ettiğimiz kitap, İran Masalları kategorisinde kabul edilen, yazarı/derleyeni bilinmeyen anonim bir eserdir. Kimi kaynaklarda Binbir Gece Masallarına nazire olarak çıralılmış olabileceğinden söz edilmektedir.

Atasözü Avcıları

25.00

Atalarımızın dünyaya bakış tarzları ve yaşam biçimleri hakkında da bize bilgi veren kalıplaşmış sözlere “Atasözü” diyoruz. Bu sözlerin bir kelimesi dahi değiştirilemez… Atasözleri, öğüt ve yargı bildiren bir cümle halindedir. “Deyimler” ile aralarındaki fark budur. Deyimler de, atasözleri de anonim olup; nerede, ne zaman söylendiği ve ilk söyleyeni bilinmemektedir… Sevgili çocuklar, Orhan ile Sadi Dede; düşlerin kanadında, geçmiş zamanlara seyahat ederek; sizler için tam yirmi dokuz atasözünün çıkış hikayesine ulaştılar… Orhan ile birlikte bu heyecanlı macerayı yaşamaya var mısınız? Öyleyse başlayın…

Padişahın Eşeği

22.00

Sevgili Çocuklar,
Masallar; düşlerin dolambaçlı patikalarından gerçeklere ulaşmamızı sağlar…
Masallar; düşünce dehlizlerimizi renkli ışıklarıyla aydınlatan ışıldaklardır…
Masallar; geçmişte yaşanmış gerçek olayların biraz abartılı anlatımıdır aslında…
Masalların mesajları içinde gizlidir. Akılla çocukların bu mesajları alacaklarını biliyor ve inanıyoruz…
Çünkü çocuklar, küçücük yüreklerine sığdırdıkları sevgiler kadar büyüktürler…

Sevgili Öğretmenler,
Siz, hayat yolumuzda önderlerimizsiniz.
Karanlığı aydınlatır, öğrenmemiz gerekeni öğretir, güzellikleri önerirsiniz. Bu kitabımıza öğrencileriniz için bir ışık tutar mısınız lütfen?

Değerli Veliler,
İsterseniz bu masalları önce siz okuyun.
İnanıyoruz ki, okuyunca içinizdeki çocuğu bulacak ve çocuklarınızı daha iyi anlayacaksınız… Çocuklarınızla çocuk olun ve onlarla birlikte büyüyün…

Masallarla Kur’an Harflerini Öğreniyorum

25.00

Bu kitap, çocuklarımızın kerim kitabımız Kur’an-ı Kerim ile ilk tanışmalarını
sevimli, eğlenceli kılmak, Kur’an-ı Kerim’in sonsuz rahmetini soluklamaya
başlayacak yavrularımızın Kur’an Elif Ba’sıyla aralarında dostluk
bağı kurmalarını sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.

İnşaallah bu kitap, bir yandan çocuklarımızın masalların büyülü dünyasından
yararlanarak Kur’an-ı Kerim ile duygusal bir bağ kurmalarına bir
yandan da milli, manevi ve insani değerlerimizi özümsemelerine katkıda bulunacaktır.

Masalların her biri Kur’an’la sevgi bağı kurarak, Kur’an Elif Ba’sının yorucu ezberlerle değil başka varlık ve olgularla ilişki kurarak keyifle öğrenilmesini amaçlamaktadır.

Bunun yanında her bir masalla; dürüstlük, sözünde durmak, doğa ve hayvan sevgisi, yardımseverlik, çalışkanlık ve birlik beraberlik başta olmak üzere onlarca değerimizi çocuklarımızın benimsemesi de kitabın amaçlarındandır.

Okul öncesi dönemde bulunan yavrularımıza da uykularından önce okunacak bu masallar inşaallah onların Kur’an’la yatıp Kur’an’la kalkmalarını, milli manevi değerlerimizin birer tohum gibi saf temiz zihinlerine serpilmesini sağlayacaktır.

Mevlana Celaleddin Rumi Hazretleri

15.00
Mevlânâ çocuklarla çocuk olmayı bilen biriymiş ve çocukları çok severmiş.Çocuklar, sokaklarından geçen Mevlânâ’nın,şakacıktan etrafını çevirerek “Artık bizim esirimiz oldun, kurtuluş yok” demişler. Mevlâna gülümseyerek teslim olduğunu bildirmek için ellerini kaldırmış, onların bu oyununa katılarak:
 “Vah bana, esir düştüm” demiş. Üzülmüş gibi yaparak:“Peki kurtulmam için ne yapmalıyım?” diye sormuş.Çocuklar da gayet ciddî bir şekilde:  “Fidye verirsen seni serbest bırakırız, yoksa esir kalırsın!” demişler. Hz. Mevlânâ üstünü başını yoklamış, cebindeki cevizleri çıkarmış ve: “Bunları versem kurtulur muyum?” diye karşılık vermiş. Çocukların da amacı hediye olduğundan, cevizleri alıp Mevlânâ’nın yanından ayrılmışlar. Mevlânâ onların ardından gülümseyerek şöyle demiş: “Tıpkı Yusuf peygamber gibi ucuza gittik.”

Hadisler ve Hikayelerle Oruç

14.00

Allah Rasûlû (s.a.v.) şöyle buyurdu:
Cennette Reyyân denilen bir kapı vardır.
Kıyamet günü oradan sadece oruçlular girecek, onlardan başka kimse giremeyecektir. Oruçlular nerede? diye çağırılır.
Onlar da kalkıp girerler ve o kapıdan başkası asla giremez.
Oruçlular girince o kapı kapanır. Bir daha oradan kimse girmez.

Hadisler ve Hikayelerle Hac ve Umre

14.00

Hacı Bayram Veli’nin Osmanlı’da tanınması çok ilginçtir.
Edirne’ye bir gidişinde, Sultan II. Murad ona İstanbul’un fethini sorar. O da beşikteki Fatih Sultan Mehmed ve yanındaki çok değerli talebesi Akşemseddîn’i göstererek, onlara nasib olacağı müjdesini verir.
Ömrünün sonuna kadar insanlara, Allah Teâlâ’yı ve Peygamberini anlattı, doğru yolu gösterdi.
Binlerce güzel insan yetiştirdi. Onlara çalışmayı, kimseye el açmamayı öğütledi.
Müridleri arasında imece usulünü yaygınlaştırdı. Onun güzel adetlerinden biri de, tekkesinde sürekli büyük bir kazan kaynardı. Bu kazanda gece-gündüz burçak çorbası yapılırdı. Bu çok cömert insanın ziyaretine gelen herkes ve hatta oradan gelip-geçen yolcular da bu çorbadan içerdi. Ayrıcı o fakirlerin, ihtiyaç sahiplerinin dostuydu. Zenginlerden aldığı para ve malı fakirlere dağıtırdı.

Hacı Bayram Veli

15.00

Hacı Bayram Veli’nin Osmanlı’da tanınması çok ilginçtir.
Edirne’ye bir gidişinde, Sultan II. Murad ona İstanbul’un fethini sorar. O da beşikteki Fatih Sultan Mehmed ve yanındaki çok değerli talebesi Akşemseddîn’i göstererek, onlara nasib olacağı müjdesini verir.
Ömrünün sonuna kadar insanlara, Allah Teâlâ’yı ve Peygamberini anlattı, doğru yolu gösterdi.
Binlerce güzel insan yetiştirdi. Onlara çalışmayı, kimseye el açmamayı öğütledi.
Müridleri arasında imece usulünü yaygınlaştırdı. Onun güzel adetlerinden biri de, tekkesinde sürekli büyük bir kazan kaynardı. Bu kazanda gece-gündüz burçak çorbası yapılırdı. Bu çok cömert insanın ziyaretine gelen herkes ve hatta oradan gelip-geçen yolcular da bu çorbadan içerdi. Ayrıcı o fakirlerin, ihtiyaç sahiplerinin dostuydu. Zenginlerden aldığı para ve malı fakirlere dağıtırdı.

Eyyüb Sultan

15.00
Bizans kralının kızı dermansız bir derde tutulmuş. Doktorlar hiçbir çare bulamamışlar. Artık ümitlerin tükendiği bir zamanda kız rüyâsında nur yüzlü, ak sakallı bir dedeyi görmüş.Ona iyileşmesi için, kalenin karşısında bulunan kabrinin aşağı tarafına bir kuyu kazdırmasını, o kuyudan çıkan suyu içmesini ve onunla yıkanmasını tavsiye etmiş. Kız rüyâsını babasına anlatmış. Ona kabrin olduğu yeri göstermiş. Bu kişi Eyyüb Sultan Hazretleri imiş.Kral Hıristiyan olmasına rağmen, başka çaresi kalmadığı için denilenleri yapmış.
Kız rüyasındaki tavsiyelere uyunca iyileşmiş.Artık kral Eyyüb Sultan Hazretleri’ne büyük saygı duymaya başlamış. Onun kabrini tamir ettirmiş ve üzerine binâ yaptırarak yanı başına bir de nöbetçi koymuş. Kızın iyileştiğini öğrenen hıristiyanlar, onu ziyâret etmeye başlamışlar. Bizanslılar asırlar boyunca, Eyyüb Sultan Hazretleri’nin kabrini özenle korudular. Ancak, Bizanslılar’ın hakim olduğu son asırlarda, İstanbul’un Latinler tarafından istilâsında onun yeri kayboldu. Fakat sonra terar bulundu, nasıl bulunduğunu ise bu kitaptan öğrenelim.