Beş Şair

39.00

Edebiyatın gökyüzü, irili ufaklı, parlak ve mat yıldızlarla bezelidir. Kayan yıldızlar, arkalarında ışıktan bir iz bırakırlar. Bu izlerden bazıları çok çabuk kaybolurken, bazıları ise daha uzun süreli olurlar…

20. Yüzyıl şiir semalarımızın parlayan ve izleri silinmeyen beş yıldızını, beş doruk şairini bu kitapta zorla bir araya getirdik… Bu şairler ki, hayatları boyunca bir araya gelmek istemeyen, birbirlerine taban tabana zıt, fikir ve sanat kaygılarıyla kıyametler koparan dik başlı, hür fikirli, yüksek seciyeli, çelik inatlı şairlerdi…

Fikir ve sanatlarıyla çağdaşları ve kendilerinden sonra gelen şairleri büyük ölçüde etkilemiş bu beş ustanın tarafsız hayat hikâyelerini, zamanın iktidarları ve birbirleriyle olan kavgalarını, düşüncelerini, eserlerinden özenle seçilmiş örnekleri, haklarında yazılanları, fıkra haline gelmiş nüktelerini bu kitapta bulacaksınız…

Masallarla Kur’an Harflerini Öğreniyorum

30.00

Bu kitap, çocuklarımızın kerim kitabımız Kur’an-ı Kerim ile ilk tanışmalarını
sevimli, eğlenceli kılmak, Kur’an-ı Kerim’in sonsuz rahmetini soluklamaya
başlayacak yavrularımızın Kur’an Elif Ba’sıyla aralarında dostluk
bağı kurmalarını sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.

İnşaallah bu kitap, bir yandan çocuklarımızın masalların büyülü dünyasından
yararlanarak Kur’an-ı Kerim ile duygusal bir bağ kurmalarına bir
yandan da milli, manevi ve insani değerlerimizi özümsemelerine katkıda bulunacaktır.

Masalların her biri Kur’an’la sevgi bağı kurarak, Kur’an Elif Ba’sının yorucu ezberlerle değil başka varlık ve olgularla ilişki kurarak keyifle öğrenilmesini amaçlamaktadır.

Bunun yanında her bir masalla; dürüstlük, sözünde durmak, doğa ve hayvan sevgisi, yardımseverlik, çalışkanlık ve birlik beraberlik başta olmak üzere onlarca değerimizi çocuklarımızın benimsemesi de kitabın amaçlarındandır.

Okul öncesi dönemde bulunan yavrularımıza da uykularından önce okunacak bu masallar inşaallah onların Kur’an’la yatıp Kur’an’la kalkmalarını, milli manevi değerlerimizin birer tohum gibi saf temiz zihinlerine serpilmesini sağlayacaktır.

Çocukların Gizli Dili

49.00

Çocukların Gizli Dili Nedir?
• Tüm çocukların kullandıkları fakat konuşmadıkları bir dildir,
• Çocuğunuzun iç dünyasına açılan inanılmaz bir kapıdır,
• Duygusal açıdan sağlıklı çocuklar yetiştirmek için en iyi aracınızdır.

Keşfedin:
• 10 farklı bebek ağlamasının anlamını,
• Çocuğunuzun oyunlarını, hikayelerini veya sanatını nasıl yorumlayacağınızı,
• Çocuğunuzun zorbaların kurbanı olmamak için neler yapabileceğini,
• Çocuğunuzun çevresinde popüler bir çocuk olabilmesi için yedi sırrı,
• Ergenliğe ulaşan çocuğunuz konuşmadığı zaman, nasıl konuşulur.

“Çocuğumun Mutlu Olmasını İstiyorum.”
Çocuğunuzun duygusal sağlığına ve mutluluğuna olan en önemli pencere açılmıştır. O, çocukların gizli dilidir, tüm çocukların aslında ne istediklerini ifade ettikleri fakat dile getirmedikleri yöntem.
Çocuk psikoloğu Dr. Lawrence E.Shapiro’nun, Çocukların Gizli Dili adlı kitabı, çocuğunuzu daha iyi anlamanız ve kendinizi onun yerine koymanız için, uzmanlar tarafından tasarlanmış olan oyunlar ve teknikler ile doludur. Onları çocuğunuzda deneyin! Sonuçlarına hayran kalacaksınız!

Mevlana Celaleddin Rumi Hazretleri

18.00
Mevlânâ çocuklarla çocuk olmayı bilen biriymiş ve çocukları çok severmiş.Çocuklar, sokaklarından geçen Mevlânâ’nın,şakacıktan etrafını çevirerek “Artık bizim esirimiz oldun, kurtuluş yok” demişler. Mevlâna gülümseyerek teslim olduğunu bildirmek için ellerini kaldırmış, onların bu oyununa katılarak:
 “Vah bana, esir düştüm” demiş. Üzülmüş gibi yaparak:“Peki kurtulmam için ne yapmalıyım?” diye sormuş.Çocuklar da gayet ciddî bir şekilde:  “Fidye verirsen seni serbest bırakırız, yoksa esir kalırsın!” demişler. Hz. Mevlânâ üstünü başını yoklamış, cebindeki cevizleri çıkarmış ve: “Bunları versem kurtulur muyum?” diye karşılık vermiş. Çocukların da amacı hediye olduğundan, cevizleri alıp Mevlânâ’nın yanından ayrılmışlar. Mevlânâ onların ardından gülümseyerek şöyle demiş: “Tıpkı Yusuf peygamber gibi ucuza gittik.”

Hadisler ve Hikayelerle Zekat ve Sadaka

18.00

Allah Rasûlû (s.a.v.) şöyle buyurdu:
Hangi Müslüman elbise ihtiyacı olan başka bir Müslümana bir elbise giydirirse, Allah da ona cennetin yeşil elbiselerinden giydirir.
Hangi Müslüman aç bir Müslümanı doyurursa,
Allah da onu cennet meyveleriyle doyurur.
Hangi Müslüman susamış bir Müslümana su verirse, Allah da ona (kabı) mühürlü, halis cennet içeceği içirir.

Hadisler ve Hikayelerle Oruç

18.00

Allah Rasûlû (s.a.v.) şöyle buyurdu:
Cennette Reyyân denilen bir kapı vardır.
Kıyamet günü oradan sadece oruçlular girecek, onlardan başka kimse giremeyecektir. Oruçlular nerede? diye çağırılır.
Onlar da kalkıp girerler ve o kapıdan başkası asla giremez.
Oruçlular girince o kapı kapanır. Bir daha oradan kimse girmez.

Hadisler ve Hikayelerle Hac ve Umre

18.00

Hacı Bayram Veli’nin Osmanlı’da tanınması çok ilginçtir.
Edirne’ye bir gidişinde, Sultan II. Murad ona İstanbul’un fethini sorar. O da beşikteki Fatih Sultan Mehmed ve yanındaki çok değerli talebesi Akşemseddîn’i göstererek, onlara nasib olacağı müjdesini verir.
Ömrünün sonuna kadar insanlara, Allah Teâlâ’yı ve Peygamberini anlattı, doğru yolu gösterdi.
Binlerce güzel insan yetiştirdi. Onlara çalışmayı, kimseye el açmamayı öğütledi.
Müridleri arasında imece usulünü yaygınlaştırdı. Onun güzel adetlerinden biri de, tekkesinde sürekli büyük bir kazan kaynardı. Bu kazanda gece-gündüz burçak çorbası yapılırdı. Bu çok cömert insanın ziyaretine gelen herkes ve hatta oradan gelip-geçen yolcular da bu çorbadan içerdi. Ayrıcı o fakirlerin, ihtiyaç sahiplerinin dostuydu. Zenginlerden aldığı para ve malı fakirlere dağıtırdı.

Hacı Bayram Veli

18.00

Hacı Bayram Veli’nin Osmanlı’da tanınması çok ilginçtir.
Edirne’ye bir gidişinde, Sultan II. Murad ona İstanbul’un fethini sorar. O da beşikteki Fatih Sultan Mehmed ve yanındaki çok değerli talebesi Akşemseddîn’i göstererek, onlara nasib olacağı müjdesini verir.
Ömrünün sonuna kadar insanlara, Allah Teâlâ’yı ve Peygamberini anlattı, doğru yolu gösterdi.
Binlerce güzel insan yetiştirdi. Onlara çalışmayı, kimseye el açmamayı öğütledi.
Müridleri arasında imece usulünü yaygınlaştırdı. Onun güzel adetlerinden biri de, tekkesinde sürekli büyük bir kazan kaynardı. Bu kazanda gece-gündüz burçak çorbası yapılırdı. Bu çok cömert insanın ziyaretine gelen herkes ve hatta oradan gelip-geçen yolcular da bu çorbadan içerdi. Ayrıcı o fakirlerin, ihtiyaç sahiplerinin dostuydu. Zenginlerden aldığı para ve malı fakirlere dağıtırdı.

Eyyüb Sultan

18.00
Bizans kralının kızı dermansız bir derde tutulmuş. Doktorlar hiçbir çare bulamamışlar. Artık ümitlerin tükendiği bir zamanda kız rüyâsında nur yüzlü, ak sakallı bir dedeyi görmüş.Ona iyileşmesi için, kalenin karşısında bulunan kabrinin aşağı tarafına bir kuyu kazdırmasını, o kuyudan çıkan suyu içmesini ve onunla yıkanmasını tavsiye etmiş. Kız rüyâsını babasına anlatmış. Ona kabrin olduğu yeri göstermiş. Bu kişi Eyyüb Sultan Hazretleri imiş.Kral Hıristiyan olmasına rağmen, başka çaresi kalmadığı için denilenleri yapmış.
Kız rüyasındaki tavsiyelere uyunca iyileşmiş.Artık kral Eyyüb Sultan Hazretleri’ne büyük saygı duymaya başlamış. Onun kabrini tamir ettirmiş ve üzerine binâ yaptırarak yanı başına bir de nöbetçi koymuş. Kızın iyileştiğini öğrenen hıristiyanlar, onu ziyâret etmeye başlamışlar. Bizanslılar asırlar boyunca, Eyyüb Sultan Hazretleri’nin kabrini özenle korudular. Ancak, Bizanslılar’ın hakim olduğu son asırlarda, İstanbul’un Latinler tarafından istilâsında onun yeri kayboldu. Fakat sonra terar bulundu, nasıl bulunduğunu ise bu kitaptan öğrenelim.

Emir Sultan Hazretleri

18.00

Emir Sultan Hazretleri;
Medîne-i Münevvere’den… Rasûlüllah aleyhisselâtü vesselâm Efendimiz’in şehrinden…. Rüyâsında aldığı bir emir üzerine gelmiş Bursa’ya. Aslında Orta Asya şehirlerinden Buhârâ’da doğmuş. Daha genç yaşta parmakla gösterilen biri olmuş. Ahlâkı, edebi, insanlara yardımı, ibadetlerinde titizliği, Kur’an ve sünnete uygun yaşantısı ile dikkat çekmeye başlamış. Geceleri kalkıp Kur’an okuyor, ibâdet ediyor ve zikir yapıyor, gündüzleri ise ilim öğreniyormuş. Çömlek işinde de babasına yardım ediyormuş.Bir gece rüyâsında Hz. Ali’yi görmüş. Hz. Ali ona: “Oğlum! Sana Yüce Allah tarafından deden Rasûlüllah aleyhisselâtü vesselâm’ın sünnetlerini takvâ yoluyla öğretmen için Anadolu’ya gitmen işâret edildi. Sen yola çıktığında önünde, nûrdan üç kandil belirecek. O kandiller nerede gözünden kaybolursa orada kalacaksın. Mezarın da orada olacak.” demiş. Yola koyulmuşlar ve Bursa’ya ulaşınca önündeki üç kandil, bir pınar başında durmuş ve sönerek kaybolmuş. Bunun üzerine Emir Sultan yanındakilere: “Ey kardeşler, bizim ömrümüzün kandili bu şehirde sönecek. Makamım bu şehir olacak” demiş.