İkizciler Kardeşlik Kampında

22.00

Yağmur artık çığırından çıkmıştı. Ve ilk izci ile Yusuf’un eli buluştu. Çocuğun gözlerinde parlayan mutluluk ışığı her şeye değerdi.
Yusuf kız çocuğunu sertçe tutup yukarı adeta fırlattı.
Sırasıyla her gelene aynı şekilde el attılar. Yusuf ve İbrahim’i gören liderler onlara minnet ve hayretle bakıyorlardı. Bu kahraman çocuklar Hızır gibi yetişmişlerdi. Sıra son üniteye geldiğinde her ikisi de bitmiş vaziyette idiler. Birbirlerine baktılar. İlk defa umutsuzluğa kapılmışlardı. Güçleri tükenmişti. Bir kişi bile çekebilecek durumda değillerdi.
İkisi de dönüp gelen son ekibe baktılar.

İkizciler Dere Yürüyüşünde

22.00

Yağmur artık çığırından çıkmıştı. Ve ilk izci ile Yusuf’un eli buluştu. Çocuğun gözlerinde parlayan mutluluk ışığı her şeye değerdi.
Yusuf kız çocuğunu sertçe tutup yukarı adeta fırlattı.
Sırasıyla her gelene aynı şekilde el attılar. Yusuf ve İbrahim’i gören liderler onlara minnet ve hayretle bakıyorlardı. Bu kahraman çocuklar Hızır gibi yetişmişlerdi. Sıra son üniteye geldiğinde her ikisi de bitmiş vaziyette idiler. Birbirlerine baktılar. İlk defa umutsuzluğa kapılmışlardı. Güçleri tükenmişti. Bir kişi bile çekebilecek durumda değillerdi.
İkisi de dönüp gelen son ekibe baktılar.

İkizciler Firarda

22.00

Yağmur artık çığırından çıkmıştı. Ve ilk izci ile Yusuf’un eli buluştu. Çocuğun gözlerinde parlayan mutluluk ışığı her şeye değerdi.
Yusuf kız çocuğunu sertçe tutup yukarı adeta fırlattı.
Sırasıyla her gelene aynı şekilde el attılar. Yusuf ve İbrahim’i gören liderler onlara minnet ve hayretle bakıyorlardı. Bu kahraman çocuklar Hızır gibi yetişmişlerdi. Sıra son üniteye geldiğinde her ikisi de bitmiş vaziyette idiler. Birbirlerine baktılar. İlk defa umutsuzluğa kapılmışlardı. Güçleri tükenmişti. Bir kişi bile çekebilecek durumda değillerdi.
İkisi de dönüp gelen son ekibe baktılar.

İmdaaat Yangın Var

34.00

Bu ara okulda kulaktan kulağa bir fısıltıdır gidiyor.

Bu hafta yangın tatbikatı yapılacakmış.

Sirenler çalacak, öğrenciler hızlıca aşağı indirilecek.

Sıraya girip, Allah etmesin, “Yangına nasıl da hazırlıklı”

olduğumuzu cümle âleme göstermiş olacağız.

Tabi biz de boş duracak değiliz. Beynimiz bol oksijen aldığı için, arkadaşlarımıza bir oyun oynayalım dedik.

Yasin ve Mehmet ile bir araya geldik. Madem tatbikat yapacağız öyleyse bu işin hakkını verelim!..

Yaz Tatili Kar Şerbeti

34.00

Aylardan ağustostu… Ortada bırakın kar, su birikintisi bile gözükmüyordu. Nereden kar bulup da bize getireceklermiş. Bunları mahalledekilere anlatsam, dünyada inanmazlar.
Cesaretimi toplayıp yanlarına gitmeye karar verdim. Kevser’i, sağlam korunaklı bir yere oturttum. Bir yandan aşağıya inmeye, bir yandan da avazım çıktığı kadar bağırmaya başladım. Aklıma kötü şeyler gelmeye başladı, kayalardan yuvarlanmış olabilirler mi?
Biraz daha aşağıya indiğimde kuytu bir yerde mağara girişini gördüm. Var gücümle bir kez daha seslendim. Dedem koşarak dışarı çıktı. “Yusuf Ali, ne işin var burada! Buralar çok tehlikeli! Yavaşça yanımıza gel” dedi. Dikkatli bir şekilde ve düşme korkusuyla mağaraya indim. Haylazlıklarım içinde belki en heyecanlısı bu oldu.
Kocaman bir mağara karşımda duruyordu. Yerde ağzına kadar kar dolu bir kuyu…

Engel Değil

34.00

Tam bir panik anı yaşıyorduk, nasıl olmuştu da bir anda her şey değişivermişti. Az önce tuttuğumuz balıklar için havalara uçan biz, bir anda korkudan ağlamaya başlamıştık.
Üstelik yağmur hızını şiddetlendirmişti. Tekne gelen dalgalardan dolayı ağzına kadar suyla dolmuştu, tekneyi kovayla boşaltmaya çalışmamız yetmez olmuştu.
Babam,”Çocuklar! Sıkıca tutunun sular kabardı. Her an, her şey olabilir, korkmayın can yelekleriniz var, suya düşerseniz başınızı dik tutun yeter!” diye bağırıyordu…

Güle Oynaya

34.00

Yaz tatili yaklaştığında herkesin bir planı olurdu.
Yasin, Heybeliada’ da yaşayan anneannesinin yanına giderdi.
Orası bizim için de büyülü bir yerdi. Her tarafı denizle kaplı bir yerdi.
Küçükken orada yaşayanların yüzerek geçtiklerini hayal ederdim.
Korsanların insanları korkutan gemileriyle adanın dört tarafından geçtiklerini düşünürdüm. Çocukları kaçırıp uzak diyarlara
sattıklarına inanırdım.

Üç Kafadar

34.00

Mezarlık çok ıssızdı. Ama oradan geçemezsek, gece yarılarına kalacak, ailemizden de güzel bir akşam fırçası yiyecektik.Mezarlığın içerisine girdik. Artık koşamıyor,adımlarımızı dikkatle atıyorduk.Birden sesler duymaya başladık. İrkildik, birbirimize sıkıca yapıştık. Köpek sesleri! Elli yüz metre ötemizde on- on beş tane sahipsiz köpek vardı. Üzerimize doğru gelmeye başladılar.Bir görseniz, ağızlarından salyalar akıyordu.Keskin dişleri bizi parçalayacak gibi duruyordu. Hırlama sesleri ile ayaklarımızın bağı çözülüyordu.